13 Ocak 2016 Çarşamba

Ağaçlarla Bağımız


"Biraz daha yaklaşın, biraz daha dikkat kesilin. Her hafta, her ay, her mevsim başka bir rengi, başka bir güzelliği bulacaksınız. Erguvanın, kirazın, leylağın, ılgının, japon ayvasının çiçeklerine bakın, renklerini ayırt edin. İğdenin, ıhlamurun, hanımelinin, yaseminin, adi orman asmasının çiçeklerini koklayın, daha da içinize çekin. Bakalım ne düşüneceksiniz? Alıcın, kirazın, mahlebin, dağ muşmulasının, çitlenbiğin, ateş dikeninin, üvezin meyvelerine bakın. Renklerine, biçimlerine ve duruşlarına, resmini çizecekmişçesine bakın. Kuşların, böceklerin onları yemelerini gözleyin. Katalpanın, tapınakağacının, dişbudağın yapraklarına; çamın, sedirin, göknarın kozalaklarına bakın; dokunun onlara."

Saydıklarımın yarısını yaptığınızda bile içinizin sevinçle dolacağından, ertesi gün birini daha tanımak isteyeceğinizden kuşku duymuyorum."
Ahmet Demirtaş - Başkentin Anıtsal Ağaçları

Ağaçların varlığı varlığımızla ne kadar iç içe geçmiş. Fiziksel, zihinsel bütünselliğimizi tüm doğal varlıklara olduğu kadar ağaçlara da borçluyuz. Özellikle doğadan koptuğumuz şehirlerde, beton yığınlarının arasında karşımıza çıkan, yaşlı ve görkemli bir ağaç, yeniden evrende gerçekten ait  olduğumuz yeri hatırlatır. Onları tanıyıp, adlarını, meyvelerinin, yapraklarının, gövdelerinin özelliklerini öğrendiğimizde doğayla ve tüm yaşamla bağımızın bilincine varırız. 




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder